|
B A Ş A R I
Başarı için gereken, gerçekte ne istediğini bilmek
ve bu amaç için disiplinli çalışmaktır.
Başarının
Tanımı ve temel bilgiler
Başarı, TDK sözlüğünde, bir işi istenilen biçimde
bitirmek olarak tanımlanır. İstenilen biçim, tümüyle
bireysel bir durumdur. Oysa başarı kavramını her zaman
ve her koşulda bireysel olaral almak olası değildir.
Çünkü başarının gerçek anlamı, bireysellikten çok
daha ötelerde düşünülmelidir; toplumsal ve hatta evrensel
boyutuyla ele alınması, düşünülmesi ve çalışılması
gerekir. Evet, her ne kadar tüm başarıların temelini
bireysel çabalar oluşturuyor olsa da, genel anlamda
başarının derinliğini ve yüceliğini kavramak için,
bu kavramı bireysellik ötesi olarak düşünmek gerektir.
Niçin
Başarı?
İlk insandan bu yana yaşam, yaşamak ve buna bağlı
her kavram, bir noktadan sonra başarı kavramıyla kesişen
bir doğruda buluşmuşlardır. Yani insan yaşamı, bir
şekilde başarı kavramını mutlaka kendi içinde bir
yerlere oturtmak zorunda kalmıştır. Çünkü insan yaşamının
belirli evrelerinde, düşünsel ya da eylemsel olsun
herhangi bir şekilde birey, başarı kavramıyla tanışacak
ve yaşamının ta merkezine bu kavramı yerleştirecektir.
Nedendir bilinmez ama, bireyler yaşamlarını değerlendirdiklerinde,
kendilerini başarılı ya da başarısız gibi bir durumun
bir noktasına koyagelmişlerdir. Aslında yaşamın temel
amacı, hedeflenen bir yerlere varmak olarak alınmış
bir yaşam felsefesinde başarı, yaşamın ta kendisi
ve merkezi olarak görülecektir çoğu zaman. Bu nedenle
de her bireyin yaşamının temelinde bir şekilde (maalesef
kimi zaman da haklı veya haksız olunması önemsenmeden!)
başarıya ulaşmış veya başarısız olunmuş görünmenin
ciddi kaygıları yer almaktadır. “Niçin başarı?” diye
soru yönelteceğimiz her insan, bize doğrudan söylemese,
söyleyemese de; içinden başarının, yaşamının temel
gereksinimi olduğunu mutlaka düşünecektir.
İnsan
ve Başarı
İnsan yaşamını başarı kavramı olmaksızın düşünmek
olası değildir. Bu durum, zamanla da sınırlı değildir;
teknolojik çağımızın çok öncelerine, yüzyıllar öncesine
gidilse de, ki bu duruma tarih sayfalarında sıkça
da rastlanacaktır, insanın yaşadığı her zamanda, her
mekanda ve her koşulda “başarı” insan yaşamının ta
kendisi denecek kadar önem kazanmıştır. Avlanmaya
çıkan ilk insanın ailesine geri dönüşü veya dönemeyişinden
tutun; (ki günümüzde dahi bu durum geçerlidir!) uzay
çağı insanının akıllara durgunluk veren “geleceği
planlama” amaçlı yaptığı her çalışma, “başarı” ya
da “başarısızlık” kavramlarıyla özdeşleşmektedir.
İnsanlığın geçirdiği her dönem ve bireylerin yaşamlarının
her evresi, bu kavramlarla dopdoludur. Günümüzün sıradan
bireysel yaşamlarında bile, bir günün sorunsuz geçirilebilmesi
çoğu zaman “başarılı” sayılmaktadır. Bizler, başarı’yı
büyük projelerin olumlu sonuçlandırılması olarak alsak
da, gerçek anlamda bireysel yaşamın her anı, başarı
ya da başarısızlıklarla doludur.
Başarısızlık
da ne ki!
Bireysel yaşamlarımızda başarıyı yaşamlarımızın temeline
öylesine yerleştiririz ki, en küçük, en basit sıradan
bir başarısızlık bile kimi zaman yaşamlarımızı alt
üst yetmeye yetebilmektedir. Çünkü, yaşamdan ve gelecekten
o kadar çok şey istiyor, o denli büyük istek ve beklentiler
içinde yaşıyoruz ki, en küçük bir isteğimizi yerine
getiremeyişimizi hemen başarısızlık olarak yorumluyor
ve ciddi hayal kırıklıkları yaşıyor ve hatta psikolojik
sorunlara kadar götürebiliyoruz durumu! Oysa yaşamı
bir bütün olarak ele aldığımız zaman, yaşamın içinde
çok doğal olarak başarılar kadar başarısızlıkların
da olabileceğini, bunu yaşamın bir gerçeği olarak
unutmamamız gerekir. Her insanın, yaşamının her konusunda
istediği her sonucu ve istediği her şeyi elde edebildiğini
düşünmek ve bunun beklentisi içinde olmak ne kadar
doğru ve gerçekçidir, bunun da düşünülmesi ve unutulmaması
gerekir. Evet, başarı yaşamlarımızın temelinde var
olan bir olgudur, ve hep bunu gerçekleştirmenin beklentisi
içindeyizdir. Ancak bunun yanında, yaşamın gerçeklerinin
de gözardı edilmemesi gerekir. Tabii ki her insanın
her dilediğini elde etmesi istenir ve umulur. Ama
bunun çok doğru ve akılcı bir beklenti olmadığı da
yaşamın gerçeği olarak açıkça ortadadır. Durum böyle
olunca, başarı ya da başarısızlık kavramlarını bireyler
kendi öz yaşamları için değerlendirirken, objektif
olmak ve durumlarını akılcı ve gerçekçi bir şekilde
analiz etmek zorundadırlar.
Başarısızlık,
istenilen her küçük şeyin elde edilememesi ya da istenilen
her sıradan hedefe ulaşılamaması olarak değerlendirilmemelidir.
Yaşamın ciddi sayılabilecek, daha doğrusu yaşamsal
öneme sahip konulardaki hedeflere ulaşılması ya da
ulaşılamamasını, başarı ya da başarısızlık olarak
almak gerekir.
İnsan
yaşamında gerçek başarının ne olduğu
Başarı ve başarısızlık kavramlarının yaşamsal konular
için ciddiye ve dikkate alınması gerektiğini belirtmiştik.
O zaman, insan yaşamında gerçek başarı nedir, yaşamsal
öneme sahip konular hangileridir ve bireylerin başarı
için yapmaları gereken şeyler nelerdir diye düşünelim.
Yaşamsal nitelikli konular, ilk bakışta sanki bireylere
ve zamana göre değişir gibi görünür. Ama, ciddi bir
analiz yaparsak, “yaşamsal” dediğimizde, yaşamın sürdürülmesi
için gerekli asgari temel koşullar ve bu koşulların
gerektirdiği, zorunlu kıldığı gereksinimler olduğunu
anlarız. Bunu günlük yaşamlarımızı değerlendirerek
kolaylıkla örneklendirebiliriz. Günlük yaşamda her
gerksinim yaşamsal değildir. İçinde yaşamak için bir
konut gereklidir ve bu yaşamsal öneme sahiptir. Ama
konutun büyüklüğü, mevkisi ve konumu yaşamsal değildir.
Bu konuyu tartışan bir aileyi ele alalım: Doğal olarak
her insan, daha iyi koşullarda yaşamak ister. Ancak
sahip olduğu olanakları akılcı bir şekilde değerlendirmek
ve doğru kararlar almak zorundadır. Objektif olamadan
verilen yanlış kararlar ve yaşamı zorlaştıran yanlış
düşünceler, o aileye çok geçmeden başarısızlık olarak
tanımlanacak bir süreç yaşatabilecektir. Aslında burada
başarısızlık olarak tanımlanan durum veya süreç, bireylerin
yeterince akılcı ve objektif değerlendirmeler yapmadan
aldıkları yanlış kararın sonucu olmuştur.
Gerçek
başarı; bireylerin acısız ve sıkıntısız yaşayabilmeleridir.
Doğru ve olumlu düşünebilen, yaşamı akılcı yorumlayabilen
birey, olanakları ölçüsünde yaşam standardını yükseltmeye
çalışmalı ve bunun için disiplinli bir şekilde öncelikle
kendisine karşı ve sonra da yaşamın kendisine karşı
savaşım vermelidir. Ancak bu savaşım, aklın sınırlarını
zorlayacak nitelik kazanırsa, bireye sorunlar yaşatması
kaçınılmazdır. Başarının, sadece nesnel yaşamın gereklerini
elde edebilme olarak görülmesi en büyük yanlış olacaktır.
Nesnel yaşamın önemi büyüktür ama “tek” değildir!
Yaşamın nesnel boyutu kadar, düşünsel boyutunun da
asla unutulmaması gerekir. Düşünce dünyamızda ne denli
rahat olduğumuzu, olabildiğimizi, olmamız gerektiğini
de ciddi boyutuyla değerlendirmemiz gerekir. Yaşamın
tüm nesnel gereksinimlerine sahip bireylerin başarılı
ve sorunsuz olduklarını, olacaklarını düşünmek büyük
bir yanılgı olacaktır.
Gerçek
başarı, bireylerin nesnel ve düşünsel gereksinimlerinin
bileşkesine ulaşabilmeleridir.
Bireysel başarıların gerekliliği ve tümel yaşama katkıları
Yaşamlarımızın büyük bir bölümü, bireysel başarılar
elde edebilme düşünce ve savaşımlarıyla geçer. Bu
amaçlarımıza ulaşabilmek için çoğu zaman, yaşamlarımızı
bile tehlikeye atmayı göze alabiliyoruz. Çünkü genelde
başarıyı yaşamlarımızın ta merkezine oturturuz. Aslında
bireysel başarı, dolaylı olarak toplumsal başarı ve
hatta evrensel başarının bile temelini oluşturur.
Ancak bireyselliğin boyutu burada önem kazanır. Tümüyle
bireyin kendi öz yaşamının detaylarını oluşturan küçük
başarı hedeflerinin tümel yaşama bir katkı sağlamayacağı
açıktır. Tümel yaşama katkı sağlayacak nitelikli bireysel
başarılar; olgun, akılcı ve gerçekçi bireylerin yaşamlarındaki
tüm başarılardır. Kendisini “her şekilde” geliştirme
çabası içinde olan birey, basit gibi görünebilecek
küçük başarılarıyla bile tümel yaşama katkı sağlayacaktır.
Çünkü tümel yaşam, ancak yaşamın kendisini gerçek
anlam ve boyutuyla anlayabilen ve algılayabilen bireyler
tarafından anlaşılabilir. Tümel yaşamın ne denli öneme
sahip olduğunu bilen ve bunun için çalışan ve başarılar
elde etmeye çabalayanların bireysel başarıları, tümel
yaşamın güzelliğine mutlaka birer katkı olacaklardır.
Başarılı
olmak gerekli midir diye düşünür mü insanlar, ne dersiniz?
Akılcı sorgulamalar yapabilen her birey, başarının
her türüne her insanın zorunlu olduğunu bilir. Her
birey kendi ölçülerine göre yaşamında birtakım başarılar
elde etme çabası içinde olacaktır. Sıradan günlük
yaşamdan tutun da, evrensel çok büyük amaçlara kadar
her başarı, insanlığın elde etmesi gerektiğine inandığı
ve hatta zorunlu gördüğü durumlardır. Çünkü yaşamda
başarı olmazsa, yaşamın kendisi de olmaz; olsa da
sürekliliği ciddi sorun olur! Bireyler, kimi zaman
ayırdında olmadan elde ettikleri başarılarla, yaşadıkları
toplumların, ülkelerinin ve hatta tüm dünyanın yararına
ciddi katkılar sağlarlar. Her başarı, daha sonra elde
edilebilecek bir başka başarının, belki de çok daha
büyük bir başarının temelini oluşturacak güçte olabilecektir.
Bu nedenle hiç bir başarıyı küçük görme hakkımız olmadığını
bilmeliyiz ve her başarının bir anlamda insanlığın
geleceği için çok daha büyük ve ciddi başarıların
temelini oluşturabileceği gerçeğini de asla unutmamalıyız.
Tümel
yaşamda elde edilmiş ve edilecek olan her bireysel
başarı genel bir çerçevede değerlendirildiğinde, insanlığın
bugünü, yarını ve tüm geleceğini oluşturan her olgu
ve eylemin, her zaman bireylerin düşünmelerinin sonucu
olduğu görülecektir. Bu saptama, tüm insanları yaşamı
daha doğru algılamaya zorlar. Çünkü yaşamda hiç bir
düşünce ve eylem anlamsız ve gereksiz değildir. Yaşanılan
zaman ve mekana göre belki de anlamsız gibi görünen
bir düşünce veya eylemin, tümel yaşam değerlendirmesinde
çok daha farklı anlamlar kazanabileceği; bugün için
belki de algılayamadığımız bir düşünce veya savın,
belki de bir başka zaman diliminde, çok büyük ve yüce
anlamlar içerebileceği gerçeğinin de unutulmaması
gerekir. Dünya tarihini bu gözle, bu anlayışla değerlendirdiğimiz
zaman, bu saptamanın pek çok örneğini görmemiz olasıdır.
Başarı, daha çok somut anlamıyla düşünüldüğü için,
soyut bir kavram olarak pek ele alınmaz. Oysa başarı,
sadece nesnel yaşamda değil, düşünsel yaşamda da söz
konusudur ve düşünsel dünyalarımızda ancak algıyla
ayırdına varabildiğimiz ve bizleri gerçek başarılara
götüren pek çok soyut düşünce sistematikleri yaşamlarımızı
kolaylaştırmakta ve bizleri ciddi başarılara götürebilmektedirler.
İşte tümel yaşama gerçek anlamda katkı sağlayabilecek
başarılar, düşünsel dünyalarımızdaki bu soyut nitelikli
başarılarımızdır.
Başarmayı
“gerçekten” istemek
Başarı için gereken, gerçekte ne istediğini bilmek
ve bu amaç için disiplinli çalışmaktır.
Herkes başarılı olmak ister ama herkes gerçek anlamda
ve yaşam koşullarının gerektirdiği kadar çalışmayı
sevmez! Başarı, insanların hep istedikleri ama ulaşmak
için çok az çaba harcadıkları bir olgudur. İnsanın
doğasında var olan gerçeklerden birisi de tembelliktir.
İnsan yapısı buna çok elverişlidir. Bir insan başarılı
olmak istediği halde, bu isteğinin gerektirdiği yoğun
ve disiplinli çalışmayı neden göstermez, hep merak
edilir. Burada “istemek” kavramının gerçekten tartışılması
gerekir. Ne kadar istendiği ve istenme nedeni çok
önemlidir. Maalesef bireylerin günlük yaşamlarında
bu ciddi istemeyi çok sık görmeyiz. Gerçekten isteyen
bireyler, akılcı ve disiplinli çaba ve savaşımlarıyla
istediklerine çoğunlukla ulaşmışlar ve başarılı olmuşlardır.
Başarıya konu olan şey ne olursa olsun, elde edilebilmesi
için öncelikle ve kesinlikle bireyin bu isteğinde
samimi ve gerçekten istiyor olması önemlidir. Eğer
bir insan bir şeyi istiyor ve gerçekten bunun için
yılmadan savaşımlar veriyorsa, mutlaka bir gün bu
hedefine ulaşacak, istediği sonucu elde etmeyi başaracaktır.
Başarıya, sadece başarılı olmasına gerektiğine inananlar
ulaşabilirler.
Başarı’nı
öte yanı...
Yaşam, başarılı olmakla biter mi? Hayır, yaşam; başarılı
olmakla başlar!
G.C.Lichtenberg, felsefeyi, derin düşünmeyi şöyle
ifade eder: “Her konuyu iyice derinden ele alma ve
bir soruyu bin alt soruya bölme sanatı”... Bizler
bir soruyu bin değilse de en azından on alt soruya
bölme ve bunları özellikle de kendimize karşıt sorularla
beslemek durumundayız gerçek analitik sorgulamalar
yapabilmemiz için. Bunlar, yaşamlarının temeline bireysel
yaşamı değil, tümel yaşamı koyabilen insanlar için
söz konusudur. İnsanları başarıya götüren yol, bir
süreçtir. Bu sürecin kendisi başarı olamayacağı gibi,
varılan hedef ile de bu süreç sona ermeyecektir. Başarılı
olunduğuna inanılan bir yaşam, daha yeni yaşanmaya
başlanmış gibi algılanmalıdır. Çünkü elde edilen başarı
yolun sonu değil; yolun, bir anlamda gerçek yaşamın
başlangıcıdır. Başarılı olunduktan sonra, elde edilen
başarı veya başarıların temel alındığı bir yaşamı
düşleyebiliyor muyuz? Bu durumu hayal etmek gerçekten
zor gibi görünse de, içsel dinamiklerimiz ve tümel
yaşamı algılayabilme gücümüz bize bu olanağı verecektir.
Yeter ki gerçek anlamda derin düşünmekten çekinmeyelim;
yeter ki düşüncelerimizin boyutlarını tüm şablonlardan
soyutlayalım ve yeter ki tüm düşünsel dayatmalara
karşı koyabilelim...
Büyük
başarılar, hedeflerin bireysellikle sınırlanmaması
durumunda olasıdır.
Mahmut
Özturan
Şubat, 2009
|