|
BİR SANAT YAPITININ BELLEKTE OLUŞUMU
Sanatçının düşünsel değerler zenginliğinin yapıtına
yansıyabilmesi ile oluşacak pozitif etkileşim boyutu,
yapıtın bir “sanat yapıtı” ve bir “değer” olmasına olanak
sağlayacağından, sahip olunan düşünsel değerler zenginliğinin
öncelikle irdelenmesi gerekir ki, bellekte oluşacak
bir yapıtın oturduğu varsayılan temelin değer boyutları
analiz edilebilsin. Bu analizler sonucunda, bireyin
yapıt üretim sürecinin bellekte başlayabilme olasılığı
anlaşılacaktır.
Bireylerin
doğuştan getirdikleri yeteneklerin yaşamlarındaki karar,
yönelim ve eylemleri belirleyici unsurlar olduğunu biliyoruz.
Bu doğuştan getirilen ve kişiliğin bir parçası olmuş
yeteneklerin sanat ivmesi açısından en önemli olanı
“gözlem yetisi”dir. Doğuştan gelen gözlem yetisinin
güçlülüğü ve zenginliği oranında birey sanata yönelebilecek
ve içindeki, çevresini estetik temelli görüş ve yorumlarla
değerlendirme yönelimini sanatsal eylemlere dönüştürebilecektir.
Sanatsal eylemlerin gerektirdiği en önemli koşul, üretim
süreci öncesinde düşünmenin zorunluluğudur. Düşünülmeden,
beyin ve bellekte bireyi üretime zorlayıcı fırtınalar
ve şimşekler oluşamadan ciddi bir üretimden söz etmek
olası değildir. Bu şimşek ve fırtınaların bireyi götüreceği
nokta, bu düşünsel zorlayıcı sürecin sonunda nesnel
bir ürün görebilme arzusudur. Ancak tüm bunlar, bireyin
imgesel tasarım, hayal kurma, imgelerin oluşması ve
yaşama geçirilmesi ya da düşünce ve tasarımların eyleme
dönüştürülmesi ön- temel koşuluna bağlıdır. İmgesel
tasarım ve bu aşamadaki bireyin belleğini zorlayıcı
düşünceleri ile şimşekler çakması, çaktırması, bireyin,
sanatçı kişiliğini ön plana ve gün yüzüne çıkarmasına
ve bunun sonucu olarak da ”değer” olabilecek yapıtlar
üretmeye yöneltecektir.
Kimi
zamanlar sanatçı, önceden bilincinde bile olamadığı
bir sonuca ulaşabilmenin sıkıntı ve zorlamalarını yaşar.
İşte bu zorlamalardır ki, bireyin beynindeki tüm kılcal
damarlarda kanın dolaşımını sağlayarak yeni, yepyeni
ve belki de üretim sürecini yaşayan o sanatçının bile
öngöremediği sonuçlara ulaştırabilecek, değerler elde
etmesine olanak sağlayacaktır. Beyinsel işlevlerin zorlanmaları
süreci, beyindeki kılcal damarların genişlemesine yol
açacak ve genişleyen damarlarda daha fazla kanın dolaşabilmesine
olanak sağlayacağından, daha akılcı düşünebilecek ve
daha verimli sonuçlar elde edebilecektir.
Beyinsel
işlevlerin zorlayıcı çalışma süreci sonunda, kimi zamanlar
dişe dokunur birşeyler elde edilememiş gibi görülür.
Böylesi durumlar bireyi/sanatçıyı hayal kırıklığına
götürmemelidir. Çünkü kesin olarak bilmeli ve inanmalıyız
ki, olumlu bir sonuç elde edilememiş gibi görünen düşünsel
süreçler; bir yaratıcılık eyleminin temel tasarımının
altyapısını oluştururlar. Bu durumun öneminin bilincinde
olunması gerekir. Güzel ve başarılı bir sonuca ulaşılamayan
durumlarda, geçirilen zamanın boşa olmadığını ve bu
zamanın, ileride başka değerli çalışmalara temel oluşturacağı
bilinmeli, buna inanılmalıdır. İnanmak, bir işi başarmanın
yarısıdır. Kendinize, çabanıza, gücünüze inanmadan hiçbir
başarıya ulaşamaz, hiçbir güzel’e, hiçbir iyi’ye imza
atamazsınız.
Bir
“sanat yapıtı”, bir “değer” üretebilmek için, öncelikle
kendimizi tanımamız, objektif analizimizi yapabilmemiz,
değerlerimizin doğruluğunun bilincinde olmamız, bir
değer üretebileceğimize içten inanmamız ve kendimizde
bu üretim gücünü görebilmemiz gerekir.
Mahmut
Özturan
Nisan, 2002
|